İnsan olarak yaşam boyunca onurlu, saygın, başı dik olarak dolaşabilmesi her kişinin gelecek korkusu taşımdan yaşamasına bağlıdır. Bu korkuların başında başarılı olmak, maddi gelecek, yaşlılık, ölüm korkusu diye sayabiliriz.
Korkular artıkça hata yapmanın şansı artmaktadır. Kişiliğine yansıyan gelecek korkusu başarısızlıkların ilk adımını teşkil eder. Maddi gelecek korkusu ya kötü bir cimriliğin veya doyumsuz azap veren bir mal bekçiliğine, yaşlılık ve ölüm korkusu ise erken ölmek için ciddi bir sebep veya ızdırab dolu bir yaşam vaat eder. Korkudan korkmak ise korkaklığı hatta kendi kendinden bile korkmaya başlar Kişi şu olunca mutlu olurum bu olunca da mutlu olmayacağım dediğinde zihinlerini her zaman istikbalde olacaklara takılırsa, kendine olan özgüveni ve cesareti kaybeder sorumluluk almaktan kaçar. Tarihte başarılı kişiler, kurumlar ve devletler gelecek korkusu yaşamadan günün şartlarına göre çalışmalarını akılcı, bilimsel metotları uygulayanlar olmuştur. İnsanların his ve nefisleri kendilerine fısıldadıklarıdır.
Aslında insana bu duyguyu veren hırstır. Hırsta zehirdir, zarardır. Bu halden kurtaracak tek şey inançtır. İnanan bilir ki, hiçbir şey Allah’ın bilgisi ve Kudreti dışında değildir. O halde insanın kendi kuvvet ve kudretine olmayan bir şeyin endişesini taşımaya başlaması kendine vazife olmayan bir yüktür. Allah rızkı tayin etmiştir, o halde endişe taşımaya hiç gerek yoktur.
Ölümde öyledir, insan ölümden korksun, istediği tedbirleri alsın, eceli ertelemeyeceği gibi erkene almaya da kimsenin gücü yetmez.
Adamın biri bir gün Hz. Şibliye şöyle der;
-Efendim, bakmakla yükümlü olduğum aile efradım fazla,geçim sıkıntısı çekiyorum,bana bir çıkar yol gösterirmisin der. imam-ı Şibli de kendisine;
-Hemen eve git, kimin rızkını sana bağlı görüyorsan kapı dışarı et, kimin rızkını da Allah’a havale ediyorsan evinde onlar kalsın.Evde kalanlar rızkını Allah’a bağlı gördüğüne göre bakmaya mecbur değilsin, senin bakmakla yükümlü olduklarını da dışarı attığına göre mesele kalmamıştır.
Çalışarak elde ettiklerimiz kazancımızdır, kazandıklarımızdan da istifade ettiklerimiz kadarı rızkımızdır. Rızık şükürle tefekkürle büyük bir hazineye dönüşür.
Ömer Hayam’ın bu dörtlüğü sanırım hepimize bir şeyler anlamaya yeter.
Geçmiş olan dünden hiç yad etme,
Yarın da gelmemişken feryat etme,
Düşünme geleceği de geçmişi de,
Şimdi sen ol da yaşamı berbat etme.
Bu yazı toplam 738 defa okundu.